• CEPHEDEN SÜRGÜNE: RUSYA'DAKİ OSMANLI SAVAŞ ESİRLERİ

    Rusya’daki savaş esirleri konusundaki bilgilerimizin çoğunu hükümet tarafından Hilal-i Ahmer temsilcisi olarak bölgeye gönderilen ve 13 Ocak 1918’den 1 Şubat 1919’a kadar burada kalan Yusuf Akçura’nın hazırladığı son derece uzun ve geniş kapsamlı rapordan elde ediyoruz.

    Yazının devamı...
  • EDWARD J. ERICKSON İLE SON KİTABI ÜZERİNE

    Askerî tarihe hayatım boyunca merak duydum ve bütün yaşamım süresince doyumsuzca bu konu hakkında okudum. Öncelikli ilgi alanlarım her zaman için I. ve II. Dünya Savaşları oldu. Böyle kitaplardan oluşan son derece zengin bir kütüphanem var ve 1990'ların başında Orta Doğu'da I. Dünya Savaşına ilişkin hikayenin pek çok parçasının kayıp olduğu benim için oldukça bariz bir şeydi.

    Yazının devamı...
  • ERKEK ADAM KENDİNİ SAVAŞTA BELLİ EDER

    O gece yerde yatıyorduk ve ben ipekböceklerini dinliyordum. İpekböcekleri, dut yaprakları içinde karınlarını doyuruyordu ve bütün gece onların yeme sesleri ile yaprakların üzerine bir şeyin düşme sesini duyabiliyordunuz. Ben ise şahsen uyumak istemiyordum çünkü uzun süredir eğer karanlıkta gözlerimi kapatıp kendimi salıverirsem, ruhumun bedenimi terk edeceğini bilerek yaşıyordum. Uzun süredir bu haldeydim, havaya uçtuğumdan, ruhumun içinden gittiğini ve geri geldiğini hissettiğimden beri. Bunu asla düşünmemeye çalışıyordum, ama geceleri, tam uykuya dalmadan önce başlıyordu ve onu yalnızca çok büyük çaba harcayarak durdurabiliyordum.

    Yazının devamı...
  • OSMANLI-ALMAN AFGANİSTAN MİSYONLARI (1914-1916)

    Afganistan misyonları, Panislamizm’i kırılgan İtilaf Devletleri coğrafyalarında karıştırıcı bir unsur olarak kullanmayı hedefleyen geniş çaplı Osmanlı-Alman Cihat tasarısının bir alt kümesiydi.

    Yazının devamı...
  • SOSYAL LİBERAL BİR ALMAN MİLLİYETÇİSİ: FRIEDRICH NAUMANN

    Naumann tam anlamıyla sosyal dengeyi sağlamanın peşindedir. Almanya’da 19. yüzyılın başından itibaren “siyasi orta” olarak tanımlanan ve gücünü orta tabakadan alan siyasi çizginin sürdürücüsüdür. 19. yüzyılın başında millî liberal olarak adlandırılabilecek bu çizgi, 20. yüzyılın başında sosyal veya sol liberal olarak adlandırılmaktadır.

    Yazının devamı...
  • HARP MUHABİRİ AHMET RASİM'İN MISIR SEFERİ İZLENİMLERİ (ARALIK 1914 - ŞUBAT 1915)

    Ahmet Rasim, halen hazırlıkları yapılan Mısır harekatından elde edilecek faydaları, Yavuz Sultan Selim’in kazandıklarından daha üstün görür. İslam bundan böyle köle kemendi altında bulunamaz. Burada hilal ve haç görüşlerinden çok “İnsaniyet hakikati vardır."

    Yazının devamı...
  • DARÜLFÜNUN'UN CİHAN HARBİ YILLARI

    Cehl ölmeli, zulm ölmeli, hak bulmalı kuvvet: Hakkın yüzü güldükçe gülümser beşeriyet…

    Yazının devamı...
  • BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE KADINLAR

    "Savaş denilince akla genellikle erkekler geliyor. Savaş kararını veren, savaş stratejilerini oluşturan ve cephede savaşan çoğunlukla erkekler olduğu için bu doğal görünebilir. Oysa farklı şekillerde de olsa kadınlar da yüzyıllardır savaşlarda yer alıyor ve savaşlardan en az erkekler kadar etkileniyor."

    Yazının devamı...
  • KOMAGATA MARU: BEYAZ KANADA'NIN SİYAH HİKAYESİ

    “Bugün yabancı topraklarda Hindistan’daki İngiliz egemenliğine karşı bir savaş başlıyor. Adımız ne? İsyan. İşimiz ne? İsyan. İsyanımız nerede patlayacak? Hindistan’da. Kalem ve mürekkebin yerini silahlar ve kanın alacağı zaman yakında gelecek.”

    Yazının devamı...
  • "HELE İLÂNI ZAMANINDA ŞU MEL'UN HARBİN": I. DÜNYA SAVAŞI'NDA TÜRK ŞİİRİ

    Neden İngilizler kamuoyunu “propaganda bombardımanına tut”tuğu halde İngiliz gençleri böyle umutsuz şiirler yazıyorlardı? Ve neden savaş propagandasında geri kaldığı konuya eğilen herkesçe kabul edilen Osmanlı Devleti’nin kalemlerinden böyle karanlık savaş şiirleri okumak mümkün değildir?

    Yazının devamı...
  • İKİ FRANSIZ GAZETECİNİN GÖZÜNDEN BALKAN VE TRABLUSGARP SAVAŞLARINDA OSMANLI

    Fransız Turquoise yayınları tarafından ilk yayımlanışlarından 101 yıl sonra, iki ünlü Fransız düşünürü ve gazetecisinin politik olmaktan ziyade o günün gözlemlerini içeren kitapları günümüzde tekrar piyasaya sunulmuş bulunuyor. İki ayrı savaş bölgesinde birinin dört ay, diğerinin kırk gün süreyle bulunarak verdikleri bilgiler, kamuoyunu bilinçlendirme süreci içinde gerekli tarihsel ayrıntılardan kopuk kalmalarını zorunlu kılıyordu. Buna karşılık daha sonraki dönemi etkileyecek bir kaynak oluşturdukları da bir gerçektir.

    Yazının devamı...
  • AHMED İHSAN'DAN HÜSEYİN CAHİD'E MEKTUP

    Aşağıda okuyacağınız mektup, ilk kez gün ışığına çıkıyor. Bâb-ı Âli baskınından bir buçuk ay önce İstanbul’daki İttihatçı havasını yansıtıyor. Ahmet İhsan Bey, o günlerde Viyana’da bulunan Hüseyin Cahid Bey’e temaslarından bahsederken, yakın gelecekte olacakları da örtülü bir şekilde haber veriyor.

    Yazının devamı...
  • LÜBNAN'DA BİR EĞİTİMCİ (1916-1917): HALİDE EDİP

    Beyrut’tan Şam’a “harikulade bir yol”dan giden Halide Edip, bu coğrafyanın bir gerçeğinin farkına varır ve şu değerlendirmeyi yapar: “Dünyada hiçbir millet, yaşadığı topraklara acaba Araplar kadar kendi damgasını basabilir mi, diye kendi kendime sordum. Görüyordum ki insan, Arabistan’a ne sıfatla, hangi mecburiyetle giderse gitsin, orada biraz yaşadıktan sonra, o hava içinde eriyor ve dillerini öğreniyor. Hatta kendi ana dilini dahi Arap telaffuzu ile söylemeğe başlıyor. Hatta o diyarda uzun müddet kalmışların yüzlerini dahi Araplardan ayırt etmek ve fark etmek müşkül oluyor. Acaba bu sadece coğrafi ve iklimî bir tesirden mi ileri geliyor, yoksa halkın içindeki ateşli ruhun sirayetinden mi, bilemem.”

    Yazının devamı...
1 / 0

ÖNE ÇIKANLAR

KONGRE: TÜRKİYE VE AVRUPA’DA MİLLİYETÇİLİK

Amsterdam Üniversitesi’ne bağlı Karşılaştırmalı Milliyetçilik Çalışma Grubu (The Study Platform on Interlocking Nationalisms) “Türkiye ve Avrupa’da Uluslaşma Süreci ve Milliyetçilik” başlıklı bir kongre düzenliyor. 25-27 2016 Mayıs günleri arasında İstanbul’daki Hollanda Araştırma Enstitüsü’nü ev sahipliği yapacak. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde etkili olan milliyetçilik akımları ile erken Cumhuriyet dönemindeki uluslaşma sürecinin Avrupa konteksti üzerinden değerlendirileceği etkinlikte…

Yazının devamı...

OSMANLICA KAYNAKLAR DÜNYANIN ERİŞİMİNE AÇILIYOR

İslam Konferansı Teşkilatı İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Farabi Sayısal Kütüphanesi’nde yer alan Osmanlıca kaynaklar OCR sisteminden geçirilerek dijital ortamda araştırmacıların erişimine açılacak. Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu geniş coğrafyaya ilişkin birçok belge ve eser http://e-library.ircica.org adresinde ücretsiz olarak erişime açılacak. 1980 yılında Türkiye’nin ilk kütüphane otomasyon sistemini geliştiren IRCICA, arşivindeki belgeleri elektronik…

Yazının devamı...

TOROSYAN’IN KİTABINA YENİ BİR YORUM

Maxim Gauin’in, Daily Sabah’ta yayımlanan “A true or false story by Torossian” (Toosyan’dan Doğru mu Yanlış mı Kitabı) başlıklı makalesi, Sarkis Torosyan’ın Türkçeye Çanakkale’den Filistin’e (İletişim, 2012) adıyla çevrilen anı kitabı etrafında gelişen tartışmalara yeni bir katkı sunuyor. Gauin, orijinal adıÇanakkale’den Filistin’e: Türkiye ve Müttefiklerinin Beş Cephesi ve Bir Harem İlişkisi Hakkında Gerçek Bir Hikaye…

Yazının devamı...

YENİ EKLENENLER

ELEKTRONİK ORTAMDA ÖNEMLİ BİR KÜTÜPHANE

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Ord. Prof. Dr. Mükrimin Halil Yinanç’ın kütüphanesini dijital ortamda araştırmacıların hizmetine sunuyor. Türk Tarih Kurumu’nun kurucuları arasında yer alan, Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden Yinanç’ın kitaplığı, yeğeni Prof. Dr. Refet Yinanç tarafından üniversiteye bağışlanmıştı. Yapılan tasnif çalışmalarının ardından Türkçe, Arapça, Fransızca, Farsça başta olmak üzere çeşitli dillerde yazılmış 2 bin 500’ün üzerinde…

Yazının devamı...

ÇEVRİMİÇİ KAYNAKLAR GÜNCELLENDİ

Sitemizden ulaşabileceğiniz çevrimiçi kaynaklar listesini güncelledik.

Yazının devamı...

TEZLER SAYFASI GÜNCELLENDİ

Sitemizden ulaşabileceğiniz tezler listesini güncelledik.

Yazının devamı...